23 05 2013

Anne, Uyut Beni Kollarında

 

 

kuyruklu yıldızlar süzülür kolsuz-kanatsız 
esrik ve yarı karanlık 
upuzun bir geceden 
gölgesi yok 
künyesi nam-ı süreyya 
lal bir sessizliğin ilahi senfonisinde 
taze şafaklar büyütürken bakir dolunay 
bir soluk resimdir 
senden yadigâr kalan 
ve bir de 
kitab-ı mukaddes'ten yekta bir kelam 
baş ucunda yastığımın… 

ben geldim anne, ninnilerle uyut beni 
yediveren salkımı o güvercin göğsünde… 

pervasızca dolandım bilinmez diyarlarda 
seherin bir vaktinde 
terk eyleyip yurdumu 
evimi 
ocağımı 
kafeste kekliğimi 
oğlumu, yoldaşımı, biricik sevdalımı 
çapraz geçitlerden, sarp patikalardan 
ve dönülmez yollardan yürüyerek üryan! 
ve bakmadan ardıma dilemma yüreğimle 
çavlanlarda yumulmuş saf özümle yorgun 
ve pişmanlık kuşağına on parmak sarınarak… 

ben geldim anne, sımsıkı sarıl bana 
gökyüzüne açılmış, emektar kollarınla… 

unuttum, bulutların riyasız öpüşmesini! 
ve büyülü ihtişamını 
kızıl alevli şimşeklerin 
ve uğultulu rüzgârların davudî sesinde 
kır düşmüş saçlarımı usulca ıslatan 
ipil ipil yağmurların 
ipekten yumuşak saf şırıltısını 
ve şimdi 
cansız bedenler düşüyor toprağıma 
kılıçtan emriyle ol kara fermanın 
cılız tanelerin yerine biçilmiş kefenler… 

ben geldim anne, kurtlar gibi acıktım! 
bir çorba koy ocağa, buğusu üstünde olsun… 

sözün değerini, söylenenle tartmalı, bilirim! 
ve işlemezmiş aşk’ın tül ipekten büyüsü 
granit kalplerin incecik çeperlerine 
rezil-rüsva edip, paralasa da kendini 
akıp giden günlerin, ardın sıra azapla 
hem, söyler misin bana 
sol yanımın dermansız sancısı ey! 
temiz suyla yıkanmamış kır/aç tarlalar 
hangi yüzle sunabilir ki soframıza 
altın renginde parıldayan başakların 
değirmen 
taşlarında 
öğüdülmüş 
o köpükten ununu? 

ben geldim anne, haylazlık edersem eğer 
gene uslandır beni, nasırlaşmış ellerinle… 

2013/ 

Bay-Der Şiir Yarışması Üçüncülük Ödülü/2013

44
0
0
Yorum Yaz