08 10 2012

Ucu Yakılmış Bir Mektup

 

_______________mektuplar, uzakları taşır 

_______________ve yollanır, bilinmez uzaklıklara… 

ben, ucu yakılmış bir mektubum, zarfında tutsak! 
sütbeyaz güvercin kanadına ilmek ilmek düğümlenmiş. 
burçlardan 
saraylardan 
girift katedrallerden 
salınmışım, gökyüzüne, sessiz-sedasız 
salınmışım 
ucuz zarflarda, işlenmiş rulolarda. 
maviş göğsünü yarmışım çırpınan denizlerin 
peyklerin, çapar’ların dillerine türkü 
sırlarına yaren olmuşum kimileyin 
haramîler yolumu kesende korkmuşum! 
rüzgar kanatlı tatar’ların duldasına sığınıp 
korkusuz ulakların heybesinde, tir tir titreyerek. 
mütevazı sofralarda okumuşlar beni kâh 
gün olmuş, sürülmüş, bereketli tarlalarda 
buğulanmış gözleriyle g/özlemişler yolumu 
heyecanlı analar 
sabır taşı babalar 
ve yanakları nar bahçesi gülçiçek yavuklular 
meraklı çocuklar gibi tüneyip pencerelere 
beklemişler, avludaki gölgemi soluksuz 
beklemişler 
günaşırı 
akşamüstü 
gecenin son yarısı… 

ben, ucu yakılmış bir mektubum, zarfında unutulmuş! 
kara trenlerin küflenmiş vagonlarında. 
cepheden, sıladan, kör olası gurbetten 
kışladan, mahpustan, leyl-i mektepten 
menzilden menzile savrulan kısraklar gibi 
hüznü ve sevinci döşeyerek koynuma 
kesmişler biletimi, en ıssız diyarlara! 
yedi bölge, dört bucağından, kadim anadolu’mun 
ve uzak kıt’alarından ihtiyar dünya’nın… 
oysa ki; 
muştulu haberler getirdim size, binyıllardır! 
içresinde ümitleri, közlenmiş sitemleri de 
ve emsalsiz aşk’lar taşıdım ki cihana bedel! 
eşinize 
dostunuza 
el bebek yavrunuza 
kabına sığmaz yalınkılıç bir sevda ile 
köpürmüş kahve tadındaki, sert öfkenizle 
acı-tatlı hatıraları özenle nakışlayarak 
umudunuz ve dermansız hasretlerinizle yazdığınız... 

ben ucu yakılmış bir mektubum, zarfında dargın! 
emektar postacı’ların lacivert çantalarında. 
ellerinizin emeği, gözlerinizin ağrısıyla 
kalem 
mürekkep 
ve süzülmüş gözyaşınızla 
satır-satır işleyerek ahvalınızı p/ak sayfalara 
solgun kâğıtlara sardınız körpecik bedenimi 
tütün ve fesleğen yaprağıyla, allayıp, pulladınız. 
ve usulca öperek rengârenk gül tenimden 
köyünüze 
kasabanıza 
cennet yurdunuza 
günler, haftalar, aylar ve yıllarca 
ihbarları, itirafları, aşk’ınızı beyan eyleyip 
yolladınız beni, yıllar yılı, bıkmadan asla! 
alnındaki boncuk-boncuk teriyle seğirten 
öleyorgun postacı’ların, genç ellerinden. 
hani, 
avlunuzda 
kapınızda 
yahut köşe başında sokağın 
dudağının kıyısında yalansız tebessümü 
sol göğsündeki katıksız sevdasıyla, hafiften 
elinde, avucunda, ne varsa usulca dağıtarak! 
koynundaki kan kızılı karanfil çiçeklerini 
gülendam bakışlı ol narin sevgiliye uzatır gibi… 

2012/ 

4.Geleneksel 'Postadaki Hayatımız' Konulu Şiir Yarışması Birincilik Ödülü/2012
 

Alpaslan Akdağ

 

16
0
0
Yorum Yaz